Çirkiniz Aslında...

Geçen sene yaz tatilinde geleneksel bir rotamız olan Kuşadası- İzmir yolculuğumuz üzeri Şirince'ye uğrayıp biraz şarap alalım, bir de Pervin Abla'da kabak çiçeği dolması yiyelim demiştik. (Bir de ceza yiyesimiz gelmiş belediyeye park haracı ödemediğimiz için de, onu ne güzel unutmuştum birden anımsadım :))

Neyse, güç bela o deli sıcakta tırmandık Pervin Abla'ya. Gölgede bir masada Şirince'ye tepeden bakarak gelen çılgın kalabalığı anlamaya, buraya daha bir çocukken geldiğimiz günlerde nasıl in cin top atmasına, şimdi cami avlusunda para verip girdiğimiz wc'sine kadar değişimi konuşuyoruz. Eşim telefonunu uzatıyor -hiç alışık olmadığım bir görüntü- benim Şirince'ye bakarken -Habersiz gibi çek panpa!- tarzında fotoğraflarımı çekmiş.

O, gerçi güzelliğimi görüyor ve uzatıyor da fotoğrafa bakan bendenizde o anki hissi bilseniz! Ona adeta ağlarcasına "Ben gülmediğim zamanlarda böyle miyim!" diyorum. Bildiğiniz çirkinim! Öyle böyle değil, hele bir kare var sanki düşman kediye atlamaya hazırlanan saldırgan kedinin bakışı! Eşim kızıyor, neden güzel olduğuma inanmadığımdan tutun da onun beni beğendiğini, dünyanın en güzel eşi olduğumu ama benim neden böyle hissettiğimi anlayamadığını... neyse... Sanırım herkesin hayatında sevgilisiyle böyle bir diyaloğu olmuştur. O andan itibaren bir şeyi çok net anlıyorum. Aslında en az gördüğümüz kendi yüzümüz! Düşünsenize kendimizle yaşıyoruz ama işyerinde hiç sevmediğimiz o iş arkadaşının yüzünü bile kendi yüzümüzden çok görüyoruz. Tartışırken yüzümüzün nasıl göründüğünü bilmiyoruz mesela, bir şeylerden yakınırken, iştahla yemek yerken, höpürdetip kahve içerken, birini gerçekten dinlerken, bir bebeği severken... Yani aslında, başkalarının ifadelerinin taklidini bile yapabilecekken, kendimize de bir o kadar yabancıyız.

Sürekli aynaya bakarak yaşayan varsa onu bilemem, ben yüz yıkarken, diş fırçalarken, kremlenip makyaj yaparken bir de hiç sevmediğim aynadaki parmak izlerini silerken haşır neşirim de. Onlar kendini istisna tutsun :)
Bir de ünlüler... Gerçi aralarında kendi programlarını izleyemeyeni ve kendi sesini duymaya dayanamayanları da var ki ünlü olsam kesin bu gruptan olurdum. Aman Allahım!
***

Neyse, ben bu değerli keşfimden sonra başladım mutlu mutlu gülümsemeye. :) Hayır gülmeyip de ne yapıcam, avına atlayacak şahin gibi korkutayım mı milleti... Tabi bu karar en kısa süren kararlarımdan biri oldu ne yazık ki. Doğuştan hafif buğulu tiplerden olup fotoğraf çekilirken "Cheese" diyen çocuklar olarak büyüdüğümüzden mümkün değil şöyle bir karede gülmesem de kendim gibi çıksam. Zaten bir de kulağımda hep bir azarlanış da var geçmişten  "Ah kızım! Çok güzelsin de hiç somurtmaman lazım :)"


Şimdi nereden çıktı bu yazı bilmiyorum. Bazı sabahlar çok çılgın uyanıyorum, kafamda deli sorular. Ah nerede o günler, şöyle bir makinemiz olsa da o an beynimizden geçen ne varsa kaydetsek sonra yazsak onları... Ne romanlar, ne senaryolar, ne felsefik düşünceler çıkar. Ama olmaz ki, hep de en uygunsuz anlarda geliverir aman bir kağıt kalem bulayım unutmadan yazayım tez zamanda dersiniz. (Bloğumda yazmak için kelimesi kelimesine aklımda tuttuğum 3 konunun tramvayda aklıma geldiği için yazılamaması ve sonsuzluğa karışması mesela :( Oysa nasıl da eğlenceli ve özgündü :( )

Neyse, bende bugünlerde sıcak-soğuk dengesizliğinden midir bilmem durumlar böyle. Bu yazının bir ana fikri var mıdır bilmem ama varsa, yüzünüzü sevin, onunla barışın, onu tanıyın ve gülümseyin gibi şeyler olur kanımca. Yoksa hakikaten şöyle deli deli baktığımızda ciddi oranda çirkiniz...

Bir de unutmayın:

"A smile is the best make up a girl can wear"- Gülümseme bir kızın en iyi makyajıdır.

Yorumlar

  1. Kesinlikle katılıyorum...
    Bir kere yolda yürürken bir şeyler yararına (neydi hatırlamıyorum şimdi) zorla lolipop satmaya çalışan bir adamın söylediği bir şeye gülmüştüm ve adam "yenge sen hep gül bence, bak gülünce başka biri oldun yaa" demişti, artık adama nasıl göründüysem gülmezken...Sonuçta lolipopları da aldık ama :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. :))
      Kulaklarımızı hep açık tutmamız gerek bu içten yorumlarına insanların :)
      Gülmek, gülümsemek kesinlikle herkese çok yakışıyor :)

      Sevgiler...

      Sil
  2. Aynı şeyleri çok kez düşünmüş ve yaşamış biri olarak son yıllarda uyarılar sayesinde resimlerde gülümsemeyi öğrendim :))

    YanıtlayınSil
  3. Keşke aynı şehirde yaşasak seninle Yeliz :( Bu bunalım durumlarımız bile aynı zamanlara denk geliyor. Hiç olmazsa birbirimize kızar toparlanırdık. Hoş buradan da toparlanılır da anlamışsındır sen beni :)
    Bu ara çok sıkılganım, çok negatifim ve çok kıskancım ve konunun ana teması erkek arkadaş profilini inanılmaz sık boğaz ediyorum. Etmek istemiyorum ama kendime engel olamıyorum. İnan bana bazen çok "çirkin" şeyler yapmayı hayal ederken buluyorum :))) Güneşe ihtiyacım var göremiyorum. Neyse ki Hafta sonu Didem'in yanına gidiyorum. Toparlanma umutlarımı o zamana bıraktım.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Kardeşler ablalarını güzel toplar :) Olmadı dönüşte İstanbul'a gel, ben toplayayım :)

      Bazen oluyor öyle ne yazık ki, keşke akrep doğmasaydık diyorum öyle zamanlarda ben :( Şöyle en hissizinden, barutsuzundan bir burç oluverseydik ne kolay olurdu ilişkiler de hayatımız da :)

      Hiçbir şey olamıyorsa da sen whatsapptan yaz bana, beni sıkboğaz et :) Kız arkadaşlar bugünler için var <3

      Sil
    2. Canım çok teşekkür ederim :)

      Sil

Yorum Gönderme

Popüler Yayınlar