7. Sahaf Festivalinin Ardından...

Geçtiğimiz cumartesi günü İstanbul'daki 7. Sahaf Festivali'nin son günüydü. Ben de ilk gününden beri mutlaka gitmeliyim diye düşünüp gidemediğimden, hemen Anadolu Yakası'ndaki evimden Taksim'in yolunu tuttum. Her zamanki gibi, İstanbul'un diğer bölgelerinde belki bir yılda tanık olacağım olaylar silsilesini iki saat içinde Taksim'de yaşadım.

Sahaf Festivali, hemen TRT binasının yanında kuruluydu. Önceki günlerde yoğunluğu nasıldı bilmiyorum ama son gününün öğle saatlerinde pek kalabalık sayılmazdı.

Okuduğum kitaplarda iz bırakmayı sevdiğimden her sahafa gidişim heyecanlandırır beni. Acaba, kimlerin hayatına, anılarına sinen bir kitap bana gelecek diye. Bu yüzden, festival alanına girerken, bir kitabı bulmayı yürekten isteyip diğerlerini ise evrene bıraktım. Tüm sahafları tek tek gezip aradığım kitabı sorduktan sonra ümidimi kesip son bölümü öylesine yürüdüm. Tam son tezgahta, elim boş çıkıyorum derken aradığım o kitap ön sıradan gözüme ilişti :) Artık basılmayan bu kitabı bulmak aslında bir mucize! Son zamanlarda, küçük mucizeler ile aramdaki bağı gerçekten çok seviyorum :)

Sahaf Festivali

Bu arada, Reiki uzun uzun bahsetmek istediğim bir konu. Ama biraz daha zamanı var blogumda anlatmam için...

Bu kitapsever festivalin diğer kareleri neler diye merak ettiyseniz;

Benim gibi kartpostal meraklıları için 1920-1930'lu yıllara ait ve kimbilir kimler için yazılmış şimdilerde nostalji olarak satışa sunulan kartlar:


Yeşilçam'ın unutulmazlarının bir döneme damga vurmuş kartpostalları:


Eski film afişleri:



Yılların bize unutturamadığı sesler:


Aramızdakinin, aşkın başka bir türü olduğuna inandığım Kürşat Başar romanlarından, aynı ortaokul yıllarımda Sevgi Yolu'ndan bir merak alıp soluksuz okuduğum baskısıyla:


Ve yıllar sayfalarına kimbilir kimlerin izinin sindiği eskimeyen klasikler:


Bunu kaçırdıysanız, bir sonrakini kaçırmayın olur mu?

Yorumlar

  1. eski kitapları bende çok severim. Bir aralar okuduğum kitapları otobüs durağına bırakırdım, içine de bir not iliştirirdim. Lütfen atmayın, okuyun ve sonra siz de bir durağa bırakın diye. Ama henüz kendi bıraktığım kitaba ya da bir başkasına ne yazık ki rast gelmedim.:S

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ne kadar düşüncelisin! Bir ara İzmir'de Kordon'da bu kampanya vardı. Okuduğumuz kitapları ön sayfasına tarih ve not yazarak bırakalım diye. Hatta gazeteye falan çıkmıştı, ama sonra devamı gelmedi sanırım. Ben kitap konusunda biraz cimriyim galiba, o kadar çok değer verdiğim kitabı kaybettim ki okuyup geri vermeyen arkadaşlarım sayesinde :) Şimdi sıkı sıkı tutuyorum elimde bir kütüphane yaratmak için.

      Sil
  2. Kitaplarımı ben de paylaşamıyorum.Babam toplar, ben toplarım, kardeşim de toplar. Annem de ne yapacağız bu kadar kitabı der durur maalesef :) Biz ailecek kitapları toparlayıp bir kütüphane açacağız galiba sonunda. Aslında benim kitap cafe gibi bir hayalim var ama nasıl bir sistem olabilir hiç bilemiyorum.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Harika bir fikir, bizim eve yakın bir yerde düşünülmüş ve açılmış ama her önünden geçişimde kapalı olduğundan girip bakamadım. Geçen gün Kadıköy'ün ara sokaklarında öyle bir yere denk geldim, Raflar dolusu kitap vardı kafenin farklı köşe ve duvarlarında. Benim gördüğüm bir grup insan konuşmadan kitap okuyorlardı aynı masada, inanılmaz özendim. Bir daha gitsem bulabilir miyim bilmem ama sanırım bu fikri uygulayıp başarılı olanlar var :) Ben de artık kitabıma sahip çıkıyorum, şu anda büyük bir kütüphanemin olmamasının tek nedeni kitaplarımı ödünç verip geri alamamam çünkü :(

      Sil

Yorum Gönderme

Popüler Yayınlar