Çanakkale: Hüzünle Dolu Bir Gurur

Çanakkale, her zaman hayatımın en değerli insanlarından, en eski dostlarından birinin orada yaşaması nedeniyle benim için gidilecek yerler listesinin en başında yer aldı. Nitekim, gittiğimde küçük bir İzmir buldum karşımda ve çok mutlu oldum. Gidişi ayrı güzeldi, kendisi ayrı...



Çanakkale'de bir gece kaldık ve ardından Kaz Dağları'nın da bir kısmını gezerek Assos'a gittik. Orada da bir gece geçirdikten sonra, kelimenin tam anlamıyla vurulduğum Bozcaada'ya ulaştık.

Çanakkaledeki bir günümüzün öğleden sonrasını Gelibolu Yarımadası'nda, Şehitliklerimizi ziyaret ederek geçirdik. Aslında, o kadar çok yazı okuyup program izlemişim ki yer yer daha önce burada bulunduğum hissine kapıldım. Bunu, ortağıma söylediğimde hiç şaşırmadığım yanıtı aldım. Kimbilir, belki de buradaydık...
Gelibolu'ya yaklaşırken geride kalan Çanakkale sahili

Yıllardır kitaplarda, televizyonda gördüğümüz bu yazıyı canlı canlı görmek çok büyük mutluluk

Şehitlikleri ziyaret etmek, şu an kelimelerle tam karşılığını bulamadığım ve üstünden beş ay geçmesine rağmen yazarken beni titreten ve gözlerimin dolmasına neden olan bir duygu. Orada, gencecik yaşta, dünyanın her köşesinden gelen düşmana karşı vatanımızı savunmak için hayatından olan, kefen ve mezarları bile bulunmayan şehitlerimizin kanının aktığını bilmek acıyla karışık gurur duymama neden oluyor.

Gider gitmez bir yazı yayınlamış olsaydım, burada duyduğumuz ve hüzünlendiğimiz hikayeleri sizinle paylaşmış olurdum. Üstünden zaman geçtiği için ve hızlı bir gezi fırsatı yakalayabildiğimiz için, bunun yerine bir günlük ziyaretimizde, fotoğraflamayı başardığım bazı kareleri sizinle paylaşmak isterim.

İlk ziyaret noktamız, Şahindere Şehitliğiydi.
Şahindere Şehitliği'ni geride bırakarak tüm ziyaretçilerin uğradığı Çanakkale Şehitleri Anıtı'na doğru yol aldık.






Atatürk'ün bu sözlerini yeniden okuduğumuzda, 100 yıl önceki liderlik yeteneğinin bir gramının bizim oylarımızla mecliste olanlarda olmamasına ayrı, şehit kanlarıyla savunulup korunan bu toprakların insanlarının geleceğine ilişkin duyduğumuz korkuya ayrı üzüldük. Bir lider düşünün, 253 bin şehidin ardından, topraklarını kuşatmaya, zapt etmeye gelmiş düşmanlarına bizim evlatlarımızsınız diyor, annelerinin acılarını dindirmeye çalışıyor.



Zamanımız kısıtlı olduğundan, üçüncü nokta olarak da Conkbayırı'nı belirledik ve uzun bir konvoya dahil olarak buraya vardık. Okul gezisiyle buraya gelmiş çok sayıda öğrenci vardı ve bazıları davranışlarıyla nerede olduklarının ve ne kadar kutsal topraklara adım attıklarının zerre farkında değillerdi.


Atatürk'ün vurulduğu ve cep saati sayesinde hayatta kaldığı nokta 
Bence, bu topraklarda yaşayan tüm vatandaşların ölmeden önce Çanakkale Şehitlikleri'ni ziyaret etmesi bir boyun borcudur. Bizim ziyaretimiz yarım güne sığmaya çalıştı, ama bir rehber eşliğinde yeniden gitmeyi ve dolu dolu bir, iki gün geçirmeyi çok isterim.

Bu arada, dönüş için arabalı vapur trafiğinde cebelleşirken bir tabela gördük ki gülmekten ve işte Türk aklı demekten kendimizi alamadık:



Çanakkale'de ilk günümüz böyle geçti, gecesinde Büyük Truva Otel'inde çok güzel bir yemek yedik. Süt ürünlerinin en güzel olduğu yerde olmamızdan mı, havasından mı suyundan mı bilemedim yediğimiz her şey inanılmaz lezzetliydi. Özellikle kabak kızartmasını tavsiye ederim.

Çanakkale notlarım şimdilik bu kadar. Assos ve Bozcaada yazılarım da yakında gelecek...

Yorumlar

  1. Çoook güzel anlatmışsın :) Yeni yazıları bekliyorum bekliyorum bekliyoruuumm :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sineem, o kadar mutlu oluyorum ki yorumlarını görünce :) Çanakkaleyi ve Şehitlikleri anlatmak çok zor. Tarih yüklü birkaç yazı yazmayı isterdim ama bize anlatılanların üstüne çok fazla bir şey ekleyemedim. Umarım Assos ve Bozcaada da beğenini kazanır, gittiğinde sana rehberlik eder. Çook teşekkürler :)

      Sil

Yorum Gönderme

Popüler Yayınlar