Cafe Fernando

Evlenip İstanbul'a geldiğim ilk aylardı. Bir gün iş çıkışı eve dönerken canım brownie istedi. Annem çoğumuzun brownie diye bildiği aslında brownie ile hiç ilgisi olmayan o browniemsi tariften yapardı. Hani şu iç harcından biraz sıvı malzemeyi pişirdiğin standart kekin üstüne dökersin, al sana mis gibi brownie! Cık cık! O brownie değilmiş, hatta ne çirkin bir şeymiş o gerçek brownie'den sonra... Olsa olsa adı çiğ malzemesi üstüne dökülen kek olmalıymış!

İşte o akşam yol boyunca internette brownie tarifi ararken Cafe Fernando isminde bir bloğa rastladım. Neredeyse, eve gelene kadar okuyabildiğim tüm tariflerini okudum bu bloğun ve şaşkınlık içindeydim! Bunu yazan nasıl bir insanoğlu diye düşünüyordum bir yandan. (Aklım da almıyordu... İnsan bir bloğa ilk görüşte aşık olur mu? Ben bu bloğa oldum işte!) En büyük zaafım olan çikolatalı tatlılar karşısında dudağımı ısıra ısıra, iç çeke çeke eve ulaştım. Üstümü bile değiştirmeden anında işe koyuldum. Sonuç o gece için de, sonrası için de hep muhteşemdi!

***
cenk sönmezsoy

Geçtiğimiz günlerde ise harika bir haber aldım:
Cafe Fernando sonunda o harika lezzetlere yeni bir boyut kazandırarak yıllarca titizlikle üstünde çalıştığı kitabını çıkarmıştı. Ve o kitabın üstünde şöyle bir cümle vardı:
"Bir pasta yaptım, yanağını dayar uyursun."

Benim tepkim: "Kahretsin! Biri bu cümleyi benden önce kurmuş!" :)

O an nasıl bir duyguydu içimdeki size anlatamam! Yüzünü bile bilmediğiniz ama çalışmalarını gönülden desteklediğiniz bir insan oturmuş tam 4 yıl harcamış ve bir kitap yazmış. Ve üstelik yazdığı kitap aslında bir ansiklopedi değerinde ve Türkiye'de alanında ilk. Neden mi? Okurken zaman duruyor ve tarifler içinde bir yazarla sohbet ediyorsunuz da ondan!

Kitabımı kargodan teslim aldığımda, evden çıkmam gerektiği için uzun uzun inceleyemeyeceğime üzüldüm. Koltuğun ucuna oturarak beş on dakika göz atayım dedim ve tam 2 saat su içmek için bile kalkmadım, bırakın evden çıkıp gitmeyi! Okudum derken bilseniz benimkisi nasıl duygularla okumak! Bazı yerlerinde kahkaha atıyorum, bazı yerlerde içimden "İşte budur!" diyorum, bazen de gözlerim doluyor. Artık nasıl bir kitapla karşı karşıyayım siz düşünün :)

***
Kitabı alıp Suadiye'de imza günü olduğunu da öğrenince nasıl gitmeyeyim dedim. Aslında şöyle bir garip huyum var ne yazık ki, çok sevdiğim, tanımadan bir bağ kurduğum ve çok saygı duyduğum insanlarla gerçek hayatta tanışmayı hem delice istiyorum hem de bilinçaltım bu buluşmayı nedense sonuna kadar engellemek istiyor. Artık, çekingenlik mi dersiniz, asosyallik mi bilemiyorum. Bu nedenle, destek kuvvet olarak eşimi de imza gününe dahil ederek D&R'ın yolunu tuttum. :)

Kitabı imzalatmak için ilk cümlem "Şu an çok heyecanlıyım!" oldu! Yani hep diyorum yaş içimin bir yerinde 19'da ergenliğin son döneminde asılı kalmış bende! Bayılıyorum dünya yansa umrunda değilmiş gibi davranan cool insanlara, oysa bende hep koca bir neşe, heyecanlı bir Akdeniz kanı! Zaten olur da bir gün tanışırsak ve ben içime İzmir kaçmış gibi davranmazsam bilin ki bir felaket falan olmuştur...

benim tatlı hikayem

Bu harika kitabı hem Benim Tatlı Hikayem için, hem de benim için imzaladı Cenk. Adettendir diye bir de fotoğraf çekilmek istedim. :)

cenk sönmezsoy imza günü

Cenk'e eşimle birlikte tüm tariflerini Julie&Julia'daki gibi bir yıl süre koyamasak da eninde sonunda yapacağımızı söyledik. O da benim bloğumun adresini istedi ve takip edeceğini söyledi.

Çok yakında ben bu kitaptaki tarifleri tek tek denemeye başlayıp siz de ekrandan iç geçirdiğinizde eminim bu harika kitaba sahip olacaksınız. Gerçi eminim ki birçoğunuz çoktan edinmiştir bile. :)

Cenk, kitabın önsöz mahiyetindeki girişini şu cümleyle bitirmiş: "Meraktan çatlıyorum!" Bir insan bu cümleyi bu kadar mı sever bilmiyorum, ama ben okuduktan sonra kendime ne zaman umutsuzluğa kapılsam "Bak Yeliz şu 1 yılda neler yaptın, sonrasında ne olacak meraktan çatlamıyor musun?" diyorum ve gülümsüyorum.

Hepinize mutlu pazarlar&çikolata tadında günler dileklerimle...
Sevgiler...

Yorumlar

  1. Anneler gününde anneme bu kitabı alacağım :D

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Anneler günü bir yıl sonraa! Bence en kısa zamanda almalısın, bu hediyeden de en karlı sen çıkarsın söyleyeyim :))

      Sil
  2. Öncelikle paylaşımın için teşekkürler. Kendime bayram hediyesi olarak alacağım. Çünkü tatlıyı çoook severim. Ayrıca anlatımından dolayı içimde inanılmaz bir merak ve heyecan ol

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ne mutlu bana! Bu kitap övgüleri sonuna kadar hak ediyor emin olabilirsiniz :) Tarifleri birlikte deneyelim o halde ;)
      Sevgiler...

      Sil
  3. Yeni eve çıkıyorum hayatımda yeni bir dönem başlıyor yemek yapmaktan hiç hoşlanmıyorum bu yüzden hayatıma aldığım insanlarda arkadaş olsun sevgili olsun erkek olsun kız olsun aradığım ilk kriter yemek yapmayı bilmesi ama tatlı öyle değil tatlı benim için ana öğün tatlı hayatın anlamı internette gördüğüm her tarifi denemek istiyorum yeni başladım ve başarısızlıklarım çok ama oldurana kadar takıntı işte geçen gün aynı kurabiyeyi aynı gün üç kez yaptım kıvamı tutana kadar bu blogu hemen takibe alıyorum. Teşekkürler =)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Acaba bu cümleleri yazan kız kardeşim mi diye düşündüm bir an :)
      Ben öyleyim, ha keza kız kardeşim de... Tatlı her zaman bizim için yemekten önce gelir, hatta koca bir dilim pasta ile kahvaltı edip 12 kişilik bir pastayı bile tek başımıza bitirebiliriz bir gün içinde :)
      Bu kadar iradeyle denemek bence harika bir özellik, belki yakında başarılarını ve tariflerini blogundan okuruz ;) Arkadaşların her zaman çok şanslı olacak :) (Benimkiler kurabiye ve pasta ile beslendiklerinden öyleler :)))
      Sevgiler...

      Sil

Yorum Gönderme

Popüler Yayınlar