Haziransı...

Merhaba,

Görüşmeyeli nasılsınız?

Ben epeyce iyiyim aslında, temposu çok yüksek bir mayıs geçirdim. Hem iş yoğunluğu, hem hayatın yorgunluğu... Çalışmaktan uyuyamadığım geceler de oldu, bu zaman durdu galiba dediğim anlar da. Ama ilki daha fazlaydı. Neticede, yoruluyorsak hayat daha dolu dolu geçiyordur diye umarak yoluma devam ediyorum.

Bazen ne çok şey yazmak istiyorum buraya. Bir ara blog fırtınası vardı, ne güzeldi. Uzun uzun yazıyordum rastgele konular hakkında. Bazen hata mı ettim diyorum, bu bloğu biraz türlü yemeğine dönüştürdüğüm için. Yazılar yazmak, çocukluğumdan beri en sevdiğim şey. Öte yandan bir o kadar sevdiğim diğer şey de güzellikler yaratmak. İkisini burada harmanladım, ama belki de birini com uzantılı ayırma zamanı geldi. Bilmiyorum...

Bu yazı da burada bir yerde dursun istedim.
Hey sen, bunu okuyan, okuyan ve yorum bırakan, okuyan ama yorum bırakmayan, ama tanışmadığımız halde yazılarımı okuyup bende kendinden bir şey bulduğunu söyleyen sen, özleniyorsun...

Buralarda yokken, çok kitap okudum demeyeceğim ama güzel bir Mustafa Sandal şarkısıdır neticede :)
Aksine, mayısa kadar çok kitap okurken bu ay kendimi adeta durdurdum. Tabii böyle dediğime bakmayın, çoğu insanın bir yılda okumadığını okudum ben yine.

Onlardan biri "Mutsuzluk Zamanlarında Mutluluk"tu. Kitap türlü küçük takıntılar, kaçamaklarla bir adamın içsesini içeriyordu. Bitimi ise -Spoiler:)- akıl hastanesiydi. Bu kitabı bana öneren fufu'ya kitap bittiğinde dedim ki, "Tuhaf olan bu kitaptaki çoğu belirtiyi kendimde ve çevremdeki herkeste görmekti."
Sonra şunu anladım, evet, kitabın bize anlattığı tam da buydu aslında. Aslında hastalık sayılabilecek birçok belirtinin nasıl da normalleştiği...

Bir diğer kitap da Kitap Evi'ydi. Kitap Evi'nde Enis Batur diyordu ki
"Güneşi samandan ayıramadım."
Bir an düşünür müsünüz? Tek bir an?
Güneşi samandan ayıramamak nedir?

Saman-- Saman Kağıt-- Kitap
Güneş-- Aydınlık-- Enerji-- Sıcaklık-- ...

"Sapla samanı ayıramamak" deyimini bilirsiniz.
Ya güneşle samanı ayıramamak?
Saman, üstüne yazı yazıldığında güneşle eş tutuluyor sadece. Yoksa "sap"ın dengi.

Siz neler düşündünüz? Ben yazdıkça yazabilirim...

Şimdilik bu kadar...
Dönerim ben yine, sevgiyle...

Yorumlar

  1. Ama evet çok uğramıyorsun buralara, com da yaparsan artık hiç uğramazsın :) güzel kitaplarmış... fufuyu biliyorum ben instagramdan, ne güzel fotolar paylaşıyor di mi? gerçi ben de instagrama çok giremiyorum bu ara. off bu sosyal hesaplar çok yorucu, birine girsen öbürünün hatrı kalıyor, hepsine yetişemiyor insan :) yine de gel sen arada. ben görünce yeni postunu okuyorum hep, kurtçuklarını seviyorum :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Com olunca ayrı bir havaya giriyor insanlar di mi? :) Bence de haklısın valla :)
      Bana kalsa hep yazıcam zaten, bütün işi gücü bırakıp günlerimi fotoğraflar çekip altına yazılar yazarak geçirebilirim :) Ama kurtçuklar beni çok özlüyor da ellerim yeşil mask a dönüşüyor sonra :)

      Sosyal medya aynen dediğin gibi ne yazık ki. Ben de instagramda çok zaman harcıyorum, arkadaşlarım kızıyor, oraya yazdığın yazıları bloğuna yazsan keşke diye ama buraya zaman kalmıyor. Twitter'dı periscope'tu facebook'tu hepsine yeten varsa beri gelsin zaten :(
      Ben de senin yazılarını seviyorum ve yazı yazmasam da girip bakıyorum sıklıkla :) Çok öpüyorum canım...

      Sil
  2. Bloglar bazen cikis amacindan cok farkli noktalara hizmet etmeye basliyor:) icerik cok karismadigi surece sorun yok bence;)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sanki canlı bir organizma gerçekten, yazdığımız yazılar bile öyle değil mi, ne diye başlıyor sonra ne diye bitiyor :) Ama okunması için belli bir mantık düzenini izlemesi gerek dediğin gibi :)

      Sil
  3. Saman gunes mevzusu icin de cok basit dusundum; öle dümdük:) samanin olgunlasip sararmasi icin gunese ihtiyac var diye gecti icimden. Ama sizin mantik da iyi... kitap..saman..samanin olgunlasmasi icin gunes..
    Hayat guzel.. oyle vapurlar falan demek istiyorum bu noktada:))

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. İşte güzelliği de burada :) O kadar güzel bir noktaya değinmişsin ki bayıldım!
      Bunu da ekliyorum düşüncelerime hemen...

      Sil
  4. Daha çok yazmalısın daha çok, daha çok, daha çok ;)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Yazmalıyız, ben kaytarmamalıyım, büyük işler yapabiliriz, böyle maddi beklentisi olmayan ama insanlığa faydalı çok büyük işler ama önce okumak, izlemek ve yazmak gerek ve yapabiliriz değil mi?
      Yaz geliyor,(geldi de bana hala geliyor :)) güneşin bayıltıp insanı yazmaya sevk edeceği o yazdan umutluyum.

      Sil
    2. Yapabiliriz tabii ki, tek engelimiz kendimiziz :))

      Sil

Yorum Gönderme

Popüler Yayınlar