Şekerden Tablolar: Sevimlilikler Dünyası

Geçtiğimiz hafta, bloğunu severek takip ettiğim Dilek (Bloğu için Tıkk Tıkk), Karadeniz turuna çıkacağını ve çok sevdiği bir arkadaşına hediye etmek için tablo sipariş etmek istediğini söylediğinde çok mutlu oldum. Ardından arkadaşının fotoğraflarını ilham almam için gönderdiğinde, mutluluğum heyecana dönüştü.

Nasıl hayat dolu, renkli, sevimli gördüğüm kişi bilseniz. Minions'lı, Minnie Mouse'lu tişörtleri, chihuahua cinsi süslü köpeği ile gözümün önüne bütün sevimli şeyleri getirdi. Sağ olsun Dilek de bana güvenip tasarımını tamamen bana bırakınca rengarenk bir tablo çalıştım :)

Mesela, hiçbir tabloda kırmızı ve siyah renkleri kullanmam, çok ısrar edilirse adeta sıkıştırırım bir yerine. O denli gözüme batar. Burada ise, kendi isteğimle kırmızı ve siyahı balonlara yerleştirdim, sonra da "ne güzel oldular" diyerek bayıldım. :)

en orijinal hediye


Ben yaptığım bir işe bayıldım diyorsam eşim şaşkın gözlerle yanıma gelip "İyi misin!" diye soruyor. Çünkü genelde, bir iş elimde uzadıkça uzuyor (tabii ki hazırlık süresi dahilinde). Başka birinin belki bir günde bitireceği bir iş iki üç günü buluyor çünkü minicik bir detay bana bir yerden bağırıyor "Ben buraya yakışmadım!" diye.

en orijinal hediye

Lisedeyken şimdi hatırlamadığım bir şiiri okumuştu edebiyat öğretmenimiz. Ve o şiirde "gece" gibi bir kelime geçmekteydi. Demişti ki, şair buraya aslında başka bir kelime yerleştirmiş ama o kelime içine sinmemiş, diğer arkadaşları oldu dese bile, onun dünyasında olmamış o kelime. Ve o şiiri yayınlamadan önce yıllarca bekletmiş. Çok sevdiği şiiri için yıllarca doğru kelimeyi beklemiş ve sonra o kelimeyi bulmuş. 4-5 yıl sonra... Ve ancak o zaman yayınlamış.

Zamanın, incelikli işlerin, şiirlerin, şarkıların, romanların, insanların... ne denli değiştiğinin farkında mısınız? Tabii ki öylesiniz. Hepimiz bundan yakınmıyor muyuz?

"Söyle ona Sebastian,
Ağzımı açtırmasın
Kalbini kırdırmasın akşam akşam"

Bu yazın en anlamlı şarkısı mesela. Çünkü bu kulaklar şu şarkıyı da kaç yaz duydu:

"Aşk bu kızılötesi
Yaralı müzesi
Hareket edemem"

Aslında Gülten Akın durumun vahametini yıllar öncesinde bu şiirle dile getirmişti:

"Ah kimselerin vakti yok
Durup ince şeyleri anlamaya"
diyerek...

Ayy, nereden nereye geldim acaba :)

Daha fazla uzatmadan, bu sipariş için bana taa en başında kalpten güvenen ve sonucu çok beğenen Dilek'e çok çok teşekkür ederim. :) Ben de rengarenk ve kesinlikle favorilerimden olan bir çalışma yaptım onun sayesinde :)

Sevgiyle...

Yorumlar

  1. Sanırım dediğiniz şiir Yahya Kemal Beyatlı'nın "Serin Selviler" isimli şiiri:)
    Fena olmayan bir okuyucu olmama rağmen, şiire dair bilgim ne yazık ki sıfıra yakındır.
    Kim yazmış etmiş pek bilmem. Ama bu şiirin hikayesini edebiyat mezunu olan ablamdan duymuştum ve aklımda da yer etmişti.
    Şu dönemde kimsede bir şeyler için bekleyecek sabır yok. Özen göstermeye, incelemeye vakit yok.
    Derin mevzu azizim...

    Tabloya gelince... Her zamanki gibi çok tatlı:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ne harika bir tesadüf! Yahya Kemal olma olasılığı bana da kuvvetli geldi :) İyi ki yazmışsınız, çok mutlu oldum ben de.
      Ne yazık ki, incelikler konusunda sonuna kadar haklıyız. Adeta ince davranışlar bekledikçe ya da öyle davranışlarda bulundukça sorunlu bizmişiz gibi yaşıyoruz.
      Derin mevzu, ta kendisi :)
      Sevgiler, kocamanından...

      Sil
  2. Başkaları için eğilip bükülmekten o kadar yoruldum ki anlatamam. Hiç kimseyle konuşmicam artık. Bu yorum da bu güzel tablonun altına olmadı ama sonradan yazdıklarını okuyunca dayanamadım...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Neyse ki bu yorumu yayınlayana kadar tüm insan yorgunluğun geçti :))

      Sil
  3. Canımmm, yolda başına bir haller gelecek diye ödüm koptu, sarıp sarmaladık, tüm otobüsü seferber ettim başına bir iş gelmesin diye ve sonunda Gülden ve Jack'e teslim ettim bu şeker tabluyu (Jack'ten uzak tuttuk biraz tabi :)) Gülden de ailesi de bayıldı. Çok sevindi. Onun sevincini görünce ben de mutluluktan havalara uçtum bize bu güzel duyguları yaşattığın için de çok ama çok teşekkkür ederim. Elceğizlerine sağlık yetenekli, zevkli insan :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ne demek, ben teşekkür ederim Dilekcim. Harika oldu Jack ve Gülden'i tanımak, benim de arkadaşlarım oldular senin sayende :)
      Bir gün bir kahve içmek dileğiyle...

      Sil
  4. Ben bu yazıya yorum bırakmıştım ama sanırım ulaşmamış:(

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Yorumlar mailime geldi ama öyle yoğun bir dönemdi ki, cevap yazamayacağım için yayınlayamadım hiçbirini. Bu da benim edepsizliğim oldu :)

      Sil

Yorum Gönderme

Popüler Yayınlar