Vscocam Tadında: True Detective...

Game of Thrones ve Sherlock'un inanılmaz kısa (!) sezonları arasında yeni bir dizi arayışındaydık. Arkadaşlarımız True Detective izlememizi önerdiler. İlk, ben çok sıcak bakmadım açıkçası. Çünkü Sherlock gibi etkileyici bir karaktere fazlasıyla bağlanmış, o kıvırcık saçlarına ve delifişek gözlerine hayran kalmış ve dizi nasıl 2-3 sene yayınlanmaz diye çıldırmakla meşguldum! (Meğersem Sherlock Hamlet olmuş ve uzunca bir süreliğine ekranlara el sallayıp tiyatroya dönmüş. Nasıl da yakışır! Canım benim...) Neyse, anlayacağınız üzere benim önemli bir sorunum karakterlerle yaşadığım uzun vadeli ruhsal ilişkiler. Henüz Sherlock'u bırakmaya hiç hazır değildim ki, "Aman zaten 8 bölümmüş, hem Sherlock kadar da uzun değil bölümlerin süresi. Hemen bitiverir..." diyerek True Detective'i izlemeye başladık...


Hemen bitti mi? O ilk bölümün içimdeki kasvetini size anlatamam. Sanki evimize Vsco cam ağırlığı çöktü de, birden aşırı hüzne maruz kaldık. Evin rengi, aurası sislerle kaplı oldu. Eşime "Bu dizi içimi çürütecek sanırım, nerede o Sherlock enerjisi... Bir yılda katilin kim olduğunu çözerler mi acaba?" diye söylenirken ertesi gece ikinci bölümü de aldık. Bakmayın eleştirdiğime, meğerse zaten ben ilk bölümden hatta o açılış müziğinden itibaren her şeyden aşırı etkilenmişim de sonradan anladım.


Öncelikle hiçbir dizinin böyle bir açılış müziği olduğunu sanmıyorum. İnanılmaz etkileyici görseller ve sözlerini dinledikçe tüylerinizi ürperten kelimeler...
Hatta bir tutam alın bakalım ne düşüneceksiniz? Alışılmışın çok dışında...


Şimdi size kısaca konusunu özetleyeyim. Louisiana'da 1995 yılında boş bir tarlada bir kadın cesedi bulunur. Ama ceset alışılmış ölümlerin biraz dışındadır. Kafasında geyik boynuzları, agacın üstünde kuş kafesi gibi tahtadan semboller bulunmaktadır örneğin. Ağızda gizli bir tarikat tadı bırakmaktadır. Nitekim ilerleyen bölümlerde de, kukuletalı adamlar görünerek sembolizmle ilgilenen arkadaşların yüzlerce yere bağlayabileceği kareler vereceklerdir. Başrollerde iki dedektif yer alır, nihilist, depresif, antisosyal Rust Cohle ve eli işte gözü oynaşta Martin Hart.




Zira benim hikayeden daha çok ilgilendiğim şey Rust karakterinin felsefik diyalogları ve en nefret edenini bile özendirecek şekilde içtiği sigara ve biralardı. Vallahi şaka yapmıyorum. Her bölümünü izlerken en az 20 kez "İnsanın deli gibi bira içesini getiriyor ........ (tatlı şey(!))" türünde cümleler sarf ettik. Hele ki, sigaraya en üst düzeyde allerjisi olan (hastalık manasında) ben bile neredeyse koşup birkaç paket sigara alıp diziyi izleyecektim. Bu kadar güzel sigara içen bir adam olabilir mi? Tütünlerin yanarkenki çıtırsını dudağınızda hissediyorsunuz. Bak yine canım sigara ve bira çekti! Ama zaten Rust gibi içemeyeceğime ve tadını da sevmediğime göre, hiç zehirlemeyeyim kendimi :)



Diziyi izlerken sık sık durdurup repliklerini yazmak istedim. Ama -son bölüm hariç- yapmadım tabii, yine de yazmak istediğim tüm cümleler aklımda olduğundan filmreplikleri.net sitesinde buldum.

***
-Bence insan bilinci evrimde trajik bir şekilde ilerledi. Çok fazla bilinçlendik. Doğa kendinden bağımsız bir bakış açısı yarattı. Bizler doğa kanunlarına göre var olmaması gereken yaratıklarız. Hepimiz bir yanılsama içindeyken, duyusal deneyimler ve hislerin gelişimi sayesinde birey olduğumuzu sanan fakat, aslında bir hiç olan bireyleriz. Bence türümüzün yapması gereken en onurlu davranış, programlamamazı reddedip üremeyi durdurmak ve hep birlikte soyumuzu tüketerek kardeşçe bu haksızlığa son vermektir.
- O halde neden sabah yataktan kalkıyoruz ki?
- Ben de kendime bunu soruyorum. Ama aslında bu sorunun cevabı, intihar etme cesaretimin olmamasıdır.

***

- Eğer insanlar inançlı olmasaydı, neler yapardı düşünebiliyor musun?
- Şuan ne yapıyorsak aynısını. Sadece biraz daha açık.
- Hadi lan oradan, ortalık kan gölüne dönerdi, ahlaksızlıktan geçilmezdi.
- Eğer bir insanı doğru yolda tutan tek şey ilahi mükafatsa dostum, o kişi adinin tekidir.

***

- Sen hiç, kötü bir adam olup olmadığını merak ettin mi?
- Hayır, Marty. Ben merak etmem. Dünyanın kötü adamlara ihtiyacı var. Biz de diğer kötü adamları uzakta tutarız.

***

- Fark ediyorsun ki, tüm hayatınız, sevginiz, nefretiniz, hatıralarınız, acılarınız... Hepsi aynı şeydi. Hepsi bir rüyaydı. Kilitli bir odada sakladığınız rüya. İnsan olduğuna dair bir rüya!

***

- Biri bana demişti ki, "zaman düz bir çemberdir". Yaptığımız veya yapacağımız her şeyi tekrar yapacağız, tekrar o küçük çocuk ve kız o odada olacaklar. Tekrar ve tekrar. Sonsuza dek.

***

- Sana şunu diyeyim, Marty. Ne zamandır her gece yukarıdaki odanın camından dışarı bakıyor ve düşünüyorum. Bir an vardı. Karanlık beni aldığında biliyordum, o bir şeyin...Artık her neye indirgendiysem. Bilinçlilik bile değildi, karanlıktaki belirsiz bir farkındalıktı. Ve ben varlığımın soluşunu hissedebiliyordum. Onun da altında farklı bir karanlık vardı. Daha derin... ve sıcaktı. Bir madde gibi. Hissedebiliyordum be. Ve biliyordum. Kızımın beni orada beklediğini biliyordum. Öyle netti ki...onu hissedebiliyordum. Babamdan da bir parça hissedebiliyordum. Sevdiğim her şeyin bir parçasıymışım gibiydi. Ve hepimiz... üçümüz de birlikte solup gidiyorduk. Yapmam gereken tek şey kendimi bırakmaktı. Ve bıraktım da. Dedim ki, "Al beni karanlık." Ve kayboldum. Ama hâlâ, hâlâ hissedebiliyordum...kızımın oradaki sevgisini. Hatta öncekinden de fazla. Hiçbir şey- Sevgisinden başka hiçbir şey yoktu orada.

***

- Sadece bir hikâye var. En eskisi. Işık, karanlığa karşı.
- Alaska'da değiliz biliyorum ama benim gördüğüm kadarıyla karanlığın sınırları çok daha fazla.
- Yanılıyorsun. Başlarda sadece karanlık vardı. Bana sorarsan ışık kazanıyor.

***

Dizinin imdb puanı 9,4, Rotten Tomatoes'ta ise % 84, ki Rotten Tomatoes'ta %60 ve üzerini görünce izlenebilirliğini anlıyoruz genellikle.

İzleyecek olan herkese hayranlıklı seyirlikler dilerim.
Sevgiler...

Yorumlar

  1. Merhaba
    Son 2 Yazı içinde yayınladığınız fotoğraflarınız açılmıyor.
    Bilginize.
    İyi günler :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bilgi verdiğiniz için teşekkür ederim ama nasıl bir sorun olduğunu çözemedim :( Farklı tarayıcılardan açtığımda hepsini görebildim ama belli ki başka bir sorun var :(
      Sevgiler...

      Sil
  2. Bayılarak seyrettim hatta kısa sürdü diye kahroldum neyse ki 2. sezon çekilecekmiş.. Rust ve Marty karakterleri inanılmaz güzel işlenmiş zaten o ikisinden de bu beklenirdi :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ahh değil mi? İkinci sezonda farklı oyuncular olacağı için alışmam zaman alacak benim :(
      Ama aynı kalitede sürerse eminim ona da alışırız ki hbo dizisi olduğundan bizi şaşırtmayacaktır.
      Sevgiler :)

      Sil
  3. Öyle öerak ettirdin ki hemen izlemek istiyorum:) meraktan ölmek üzereyim Yeliizzz..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. İzlee Sinem, izle... Ben Rust'ı içimde yaşatıyorum şu an, her bira içtiğimde gözümün önüne geliyor. İstifa sahnesini hatırlayıp yapılacaklar listemize ekliyoruz falan :)
      Sen de izle, seninle de geyiğini yapalım hep. Rust hiç bitmesin içimizde yaşasın :))

      Sil

Yorum Gönderme

Popüler Yayınlar