Kartpostal #05 / 13.09.2015- İstanbul

sevgililer günü kurabiyesi

Yaptığım işte bulduğum fikirler içimden nasıl çıkıyor biliyor musun? Bazen şarkılarla... Mesela, Teoman'ın bir şarkısı vardır bilir misin?

"Telefonda konuşamam bilirsin, 
Mektuplarıysa ertelerim hep
Belki de yazım çirkin diye..." diyerek başlar...

Sanırım en sevdiğim Teoman şarkılarından biridir o, çünkü tam beni anlatan bir yeri daha vardır ortalarda:

"...Artık saymıyorum yılları
Bana değip geçen hayatları
Zaten pek de sevmem insanları
Ama kimi dostlar var sevdiğim
Sokak köpekleri beslediğim
Bazı güzel anılar biriktirdiğim..."
Yoksa sana da seni mi anlattı?

Mine Söğüt, Deli Kadın Hikayeleri'nde ölürken şarkıları nasıl bırakabileceğini doktora hayretle sorar:


"Ah hadi söyle bana, ölünce içimdeki şarkılara ne olacak benim? Onca şarkı, onca melodi, onca ritim? Diyelim ki yarın ben öldüm, şarkılar da ölür mü benimle? Yapma doktor, bir şarkı hiç ölür mü? Hele altı yüz on üç şarkı birden, sırf ben öldüm diye, hep birlikte nasıl ölsünler kuzum? Çok saçma."

Bence de saçma. Ama Mine Söğüt tarzında bir uyarı gereklidir belki doktorlara...
O en sevdiğim ve benim de uyarmak istediğim şarkılardan birini salık verir. Der ki...

"Ah doktorcuğum o şarkıyı alırken içimden dikkat et çok güzel bir cümle vardır, o düşmesin!" Ve Sympathique'i söyler. "Vie qui veut me tuer, beni öldürmek isteyen hayat, c’est magnifique, muhteşemdir."

Ben de "Mektup"u eklerim doktora uyarı listeme, "Aman doktorcuğum, çok sonraları biri sana beni sorarsa bu şarkının dizelerini ona ver beni anlatsın." derim.
Boşuna mektuplu kurabiyeler icat etmedim.
Kalıcı olsun diye...
Sevgiyle...
Y.

Yorumlar

  1. Harika bir tasarım olmuş! Bayıldım!

    Eskiden ne çok mektup atardık sevdiklerimize. Yüz yüze gelip de söyleyemediklerimizi ifade ederdik uzun uzun. Hatırlıyorum da her gün posta kutusuna bakardım yeni bir mektup geldi mi diye...Üzerinde adresin ve isimlerin yazılı olduğu, pullu zarflar ne çok anlam ifade ederdi. Kimi zaman göz yaşlarımı akıtırdım yazıların üzerine, kimi zaman kahkaha patlatırdım okuduğum her cümlede... Özlemişim o günleri! Duygulandım bir anda. :/

    Özetle harika bir çalışma olmuş! İnsan yemeğe kıyamaz. Yaratıcılığınız ve bu güzel çalışmanız için sizi tebrik ederim. Ellerinize sağlık.

    Bu arada blogunuzu yeni keşfetmiş olmanın sevincini yaşıyorum. Yeni bir dost bulmuş gibi sevindim çocukça. Yıllardır yaşayan blogların, bir gün terk edildiğini gördüğümde üzülüyorum. Umarım sizin blogunuz, hep yaşayan canlı bir blog olur!

    Başka yazılarınızda görüşmek üzere!
    Şimdilik Hoş çakalın!

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim Pul Yana, yorumunuzla beni çok mutlu ettiniz. Hoş geldiniz...

      Mektup almaya alışan biri için, posta kutusunun boş olması çok büyük eksikliktir bilirim. Aynı zamanda mektup ya da kartpostal dostlukları olan biri, yazmayı da özler. Ben hem yazmayı özlemiştim, hem de kartpostal almayı. (Hala arkadaşlarımla sürdürüyor olsam da)
      Güzel fotoğraflarıma bakarken, neden kartpostal olmalılar diye düşündüm. İçimde cümleler, önümde güzellikler vardı. Bu köşeyi oluşturdum kalbim çarparak. İçimde cümleler olduğu sürece yazmak istiyorum. Ama daha önemlisi, bu kartpostallara ulaşacak insanlara rastlamak. Size ulaştı. Bu sabah hiçbir şey beni bir kartpostalın altında bulduğum yorum kadar mutlu edemezdi ki, bu blog iki yıl içinde iki binden çok yorum aldı. Ama kartpostalların altına gelen bir yorum, bir yorumdan çok daha ötesi. O kartın alınmış olması, sahibine ulaşması benim için. Çok değerli, kalbimi kütkütküt attıracak kadar :)

      İyi ki geldiniz, yeniden hoş geldiniz. Güzellikler sizinle olsun.
      Sevgiler...

      Sil

Yorum Gönderme

Popüler Yayınlar